Neyi, Niçin Yazarız? / YÜKSEL PAZARKAYA
Yazmak varlık kanıtıdır. Yazıyı bulan insan kendi varlığını kanıtlamıştır. İnsanın varlığı çok katmanlı, çok yönlü – birey olarak, toplum olarak. Yazmak, insanın kendini bulması ve korumasıdır. Korumanın kalesi bellektir. Yazı, belleği güçlendirir ve süreğenliğini sağlar.
Yazı ama aynı zamanda iletişimin ortamıdır. İletişim ise, niceliği ve niteliği gündelik iletişimden estetik iletişime dek sayısız çeşitlemelidir. Yalından bileşiğe kadar. Reklamdan yazın sanatına kadar.
Çağımızda insan varlığı ve insanın işlevleri yazıya dönüşmüştür. Yaşam ve dünya yazı olmuştur. Sokaklar, mağazalar yazıyla donanmıştır. Giydiğimiz T gömleğe kadar her şey, her yer yazı.
Yazmanın en üst aşaması yazındır, şiirdir, öyküdür, romandır, oyundur, denemedir v.b. Gündelik iletişim, günlük yaşam akışını yüzeyde düzenlemeye yararken, yazın ve estetik iletişim insanın tinsel ve zihinsel gelişmesinin, zekâsının sınırsız olanaklarını işletir ve açar. Bir yaratım sürecidir.
Gündelik iletişimde yazı kalıplarla, kalıplaşmış deyişlerle yürürken, estetik iletişim yeniliklerle, özgün deyişle etkinlik gösterir. Bu yüzden, özellikle yazında neyi, niçin ve nasıl yazmalı sorusu öne çıkar. En başta da nasıl yazmalı sorusu. Neyi ve niçin sorusunun estetik iletişim kazanması ancak nasıl sorusuna bulunacak özgün biçim ve biçemle sağlanır.
Yazında devrim, nasıl yazmalı sorusuna değgindir. Nâzım Hikmet, toplumsal içerikleri eski deyiş kalıplarına koyamazdı. Yepyeni bir dil ve deyiş, içeriklere etkin bir estetik iletim sağladı. Orhan Veli, daha da kökten bir yenileşmeye yöneldi. Mümkün olsa da şiirde dili kullanmasak diyecek denli. Dil çünkü beyliktir, kalıplaşmış sözdür genellikle. Adını bellediğimiz her yazar özgün bir dil ve deyiş, biçim ve biçem oluşturmuştur.
İçeriği kalıplaşmış biçimlere sokmak belki kolay algılanır, ama belleksel algıda yer edinmez, algılayanın zihnini devindirmez. Adı olan akımların çıkışı hep yenilikçi dil ve deyişle, biçim ve biçemle kalıcı etki yaratmıştır. Çığır açan yazarlarda da yenilik etkindir. Yoksa çığır açmanın olanağı yoktur.
Günümüzde yazmayı, yazını da ilgilendiren bir büyük devrim sürecinin başındayız. İnsanı, toplumu, üretimi ve yaşamı 19. yüzyıl sanayi devriminden çok daha derin değişime uğratacak bu devrim daha şimdiden varlığımızı etkiliyor. Oysa sürecin başındayız.
Yapay zekâ sanata, dolayısıyla yazına da el atıyor. İstenen amaca göre metin üretiyor. Yazın dalları dahil. Şiir, öykü, roman v.b. Şimdilik insanın becerisinin temel bir ayrımı var. Yapay zekâ, var olan metinleri, biçimleri, biçemleri harmanlayarak onlardan sonsuz sayıda çeşitlemeler yapıyor. Çeviride olduğu gibi, var olan, bitmiş metinlerle programlanıyor. Oysa yazar, bunun ötesinde, dil dağarından hareketle yazıyor. Dil sınırsızdır, dilin sınırlarını yazar zorlayabiliyor ve genişletebiliyor. Bir yaratım işlevini üstleniyor. Bu beceriye sahip.
Yazma süreci yalnızca dile müdahaleyle sınırlı değil. Yazar, dile müdahalesinde tinsel ve tensel, tarihsel ve toplumsal ortamı da yazım sürecine katıyor. Yapay zekânın bu becerisi yok. İlerde olur mu, bu kuşkulu. Duygu ve düşünce yetisi yok çünkü. Daha önceden insan tarafından düşünülmüş verilerle çalışıyor, onlara müdahale ediyor. Duygularla yunuyor.
Yine de istismara açık bir süreç. Yapay zekânın, var olan verilere müdahale yoluyla ortaya çıkaracağı çeşitlemeler, sahteliğe açık kişilerce kendi üretimleriymiş gibi sunulabilir. Bu sahteliğin ayrımı önemli. Ayrımın ölçütleri henüz yok. Yapay yapım mı, insan becerisinin yaratısı mı bunu nasıl belirleyeceğiz?
Yapay zekânın üreteceği metinlere yazar elbette müdahale edebilir. Ama bundan özgün metin çıkar mı, kuşkulu. Kısaca, yapay zekânın üreteceği metinler pusu olabilir. Ama yapay zekâ yaratıcı olmayan metinler üretebilir ve bunlar kullanılabilir. Bir ev aletini kullanma tarifi için örneğin metin yazarına gerek yoktur. Ya da belli bir konuşma için gereken metni de yapay zekâ hiç uğraşmadan üretir. Kullanma metinleri ile yaratıcı metin ayrımına dikkat edilirse, yapay zekâ kullanma metinleri için yazarın yerini alır.
Yapay zekânın üretimiyle yaşam ve dünya daha da yoğun olarak yazıya dönüşecektir. Ama insan zekâsının, insan yeteneğinin yerini alamaz yapay zekâ. Olsa olsa kullanılacak metinlerin üretilmesinde insan zekâsının çevirisi olabilir.
