Tüm Yazılarımız

Dünya Üşüyünce HABİB BEKTAŞ

Bir mektup, sanki dün yazılmış
anlatmış günümüzü
ve yüz on yedi yıl öncesini:
Bir bıkkınlık, kahır
belki de bir isyan!

Bir mektup
çıkmış yollara
birken bin olmuş,
bin mektuptan birinin yolu
çıkmaz mı hiç bir serseriye (ey okur, burada soru imi yoktur!)

Madem ki adımız serseriye çıkmış
uyacağız racona
yazacağız bir mektup da biz!
Ama kolay olmayacak;
“… milleti kızdırmadan yazmak!”

Baba, seninle işim yok;
“… ben milletin alçaklığının,
köleliğinin düşmanıyım,
senin değil,”
senin değil, baba
sana kızmak benim işim değil.

Nasılsa görüşürüz bir gün.
Ben düşmanlarımı,
düşmanlarımı baba
gümrah nehirlerin kıyısında beklerim.
Sen beni tanımazsın, baba
nereden bileceksin serserileri!
Lakin, ben seni bilirim,
ben seni görürüm.

Seni beklerim, baba,
bir ırmağın kıyısında beklerim
seni sular getirsin,
herkes görsün,
ve anlatsınlar yedi düvele:
“Balıklar yemedi, balıklar yemedi
onun kirini sular arıtmadı!”

İşte böyle, baba;
söylediklerim suçsa, elma de,
söylediklerim suç değilse,
kalbî selamlarını ilet!

Ey büyük babamız,
bir haberim var sana; bir mektup,
Eyyüb’ün yazdığı, elden gönderilmiş:
Dünyanın yatağı yorganı yokmuş
dünyanın yatağını çalmışlar
yorganını alıp pazara çıkarmışlar
dünya üşüyünce
dünya acıkınca
işte böyle
biz
bi
b
.
Nokta da bir şeydir, baba, deryada!

James Joyce’un Nora Barnacle’a 29 Ağustos 1904 yılında yazdığı mektuptan: Çev. Kudret Emiroğlu

Artemis Nisan Mayıs Haziran

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir